logo

Mayıs Ayı Sanatta Hak İhlalleri Raporu Yayınlandı

Sanat Meclisi mayıs ayı Sanatta Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı. Yapılan  değerlendirmede ‘Emek ve sanat düşmanlığı her geçen gün büyüyor’ denildi.

Sanat Meclisi mayıs ayı Sanatta Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı. Raporda Mayıs ayı boyunca sanata ve sanatçılara yönelen sansür ve saldırılar ele alındı. Kitaba saldırılar Mayıs ayında da yaşandı. Tiyatro gösterilerine salon engellerinden konserlere yasaklara kadar büyüyen listede, heykeller ve sanat merkezleri de saldırıya uğradı, tahrip edildi.

Sanat Meclisi yaptığı değerlendirmede: “Sanat alanı bir kış ve bahar sezonunu ardında bırakırken geride kalanlara baktığımızda görüyoruz ki tahribat büyük. Ülkede iktidarın emek ve sanat düşmanlığı her geçen gün büyüyor” dedi.

MSGSÜ FESTİVALİ ‘OHAL’ İLE İPTAL EDİLDİ

Rapora göre, her yıl düzenlenen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin yıl sonu sanat festivali bu yıl yapılamadı, OHAL gerekçesiyle yasaklandı. Duyuruda: “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğrenci Konseyi olarak 10-11-12 Mayıs tarihlerinde düzenleyeceğimiz MSGSÜ Sanat Festivali Valiliğin Olağanüstü Hal gerekçesi (güvenlik) ile iptal edilmiştir” denildi. Festival’de konserler, atölyeler, oditoryum etkinlikleri, dans gösterileri ve çeşitli oyunlar yer alacaktı.

BELGE YAYINLARINA BASKIN

40 yıldır yayın hayatına devam eden ve Ragıp Zarakolu ile Ayşenur Zarakolu’nun kurduğu Belge Yayınları polis tarafından basıldı, 2 bin kitaba el konuldu. Yayınevinin Cağaloğlu’da bulunan yerine gelen polisler “bandrolsüz kitap ihbarı var” diyerek, hem yayınevinde hem de depoda arama yaptı. ‘Devletsiz Kürtler’ ve ‘Ölümden Zor Kararlar’ adlı kitaplar için toplatma kararı olduğunu söyleyen polisler, yayınevinde bulunan ve 1980’lerden, 1990’lardan kalma kitapları, toplatma kararı olmadığı halde alıpgötürdü. Yayınevi çalışanı Mehmet Ali Varış, gözaltına alıp daha sonra serbest bırakıldı.

TİYATRO OYUNUNA SANSÜR

Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, MÜTT 24 Nisan Pazartesi günü sahnelediği “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyunda, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi SKS Daire Başkanlığı tarafından Üniversite tiyatro topluluklarına uygulanan sansüre tepki gösterdi. Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Başkanı Fatih Kaleli oyun sonrası yaptığı açıklamada SKS Daire Başkanlığı’nın oyunlara yönelik sansür uyguladığını iddia ederek “Oyunumuz absürt, sert bir oyun, tam anlamıyla bir taşlama oyunu. Oyunun metnini verdiğimiz ilk günden bu yana aşırı derecede sansüre maruz kaldık” dedi.

SİVEREK’TE HEYKEL TAHRİP EDİLDİ

Siverek’te 2009 yılında dönemin belediye yönetimi tarafından ilçenin Adnan Menderes Bulvarı üzerine yurt dışında oturan, aslen Siverekli olan sanatçı Şivan Perwer’in elinde bağlama bulunan heykeli dikilmişti. Heykel, bir gece kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce tahrip edildi. Bağlaması ve elleri kırılıp yüz kısmına zarar verilen heykel, sabahleyin belediye ekiplerince yerinden sökülerek kaldırıldı, tadilat yapıldıktan sonra tekrar yerine konulacağı söylendi.

SANATA ÖDENEK ÇIKMADI

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada, tüm il müdürlüklerine ödenek kullanımında elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet, temizlik hizmet alımı gibi zorunlu giderler dışında harcama yapmamaları, yıl sonuna kadar yeni eser konulmaması, yeni turne yapılmaması talimatını verdi.

Ada, 8. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nde ‘La Boheme’ ve ‘Aida’ adlı eserlerin programdan çıkarıldığını duyururken, tasarruf amaçlı olarak müdürlükler arasında bale dersi vermek üzere personel görevlendirilmemesi uyarısında da bulundu.

Van’da kayyum tarafından kapatılan Nûda Kültür Merkezi, kanun hükmünde kararname ile kapatılan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ve Feqiyê Teyran Kültür Merkezinin tiyatrocuları ile bağımsız tiyatrocuların bir araya gelerek kurduğu Nûpelda Tiyatro Grubunun Kürtçe oyunu için salon verilmedi. 3’üncü kez sahneye çıkmaya hazırlanana gruba, önce “Oyun hakkında soruşturma var” ve ardından da “Salon için dilekçe geç verildi” gerekçesiyle salon verilmedi.

SET İŞÇİLERİNE ÜCRETLERİ ÖDENMEDİ

MHP Başkanı Devlet Bahçeli’nin de desteğiyle çekimlerine şubat ayında başlanan ve 1980 darbesi sonrası ülkücülerin yaşadıklarını konu alan Kurtlar ve Çakallar filminin çekimlerinde, yaklaşık 100 set işçisine ücretleri ödenmedi, işçiler işi bıraktı, filmin çekimleri durdu. Han Film tarafından çekilen, yapımcılığını ve yönetmenliğini Bilgehan Karaca’nın üstlendiği filmin Ankara’da -15 derece soğukta yapılan çekimlerinde set çalışanları, günde ortalama 14-15 saat zor koşullar altında çalıştı, ancak emeğinin karşılığını alamadı.

TELİF CEZASI VERİLDİ

Alman yayıncı Musikverlag Hans Sikorsski şirketi, Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüğü’ne “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” eserlerini izinsiz kullandığı gerekçesiyle açtığı tazminat davasını kazandı. Mahkeme, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne iki eser için 46 bin 400 Euro tazminat cezası verdi. Mahkeme ise genel müdürlüğün 43 bin 500 Euro telif tazminatı ve 2 bin 900 Euro nota kirası bedelinin 2005 ve 2007 yıllarından itibaren faiziyle şirkete ödemesine karar verdi.

işte o rapor:

Mayıs ayı ülke çapında bir yasaklamalar, engellemeler ve baskınlar zinciri şeklinde geçti. Faşist rejimlerin adeta bir simgesi olan kitaba saldırı Mayıs ayında da yaşandı. Tiyatro gösterilerine salon engellerinden konserlere yasaklara kadar büyüyen listede, heykeller ve sanat merkezleri de saldırıya uğradı, tahrip edildi.

İşte Mayıs 2017’de sanat alanının yaşadığı saldırılar:

***Her yıl düzenlenen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin yılsonu sanat festivali bu yıl yapılamadı, OHAL gerekçesiyle yasaklandı. Duyuru şöyle: “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğrenci Konseyi olarak 10-11-12 Mayıs tarihlerinde düzenleyeceğimiz MSGSÜ Sanat Festivali Valiliğin Olağanüstü Hal gerekçesi (güvenlik) ile iptal edilmiştir. Gerçekleşmesi için çaba sarf ettiğimiz bu süreçteki destekleriniz için teşekkür ederiz”. 8-12 Mayıs tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan MSGSÜ Sanat Festivali’nde konserler, atölyeler, oditoryum etkinlikleri, dans gösterileri ve çeşitli oyunlar yer alacaktı.

***İzmir’de Roboski katliamının birinci yılında yapılan sokak anmasına oyun sergilemek için katılan Yenikapı Tiyatrosu sanatçısı Abdulhakim Bağış’ı yargılayan mahkeme, 16 ay hapis cezası verdi. İzmirli sanatçılar 8 Mayıs 2017 günü sanatçıyı oyunlar ve şarkılarla cezaevine uğurlama kararı aldılar. Cezaevi önünde sokakta oyun geleneğini sürdüren Abdülhakim Barış burada Gogol’ün “Palto” adlı yapıtından yola çıkılan bir oyun sergileyince cezaevinde geceyi tek kişilik hücrede geçirmek zorunda kaldı. Bağış, sanat alanından yükselen tepkilerin ardından denetimli olarak serbest bırakıldı.

***40 yıldır yayın hayatına devam eden ve Ragıp Zarakolu ile Ayşenur Zarakolu’nun kurduğu Belge Yayınları polis tarafından basıldı, 2 bin kitaba el konuldu. Kurulduğu günden beri birçok kez baskına uğrayıp kitapları hakkında dava açılan Belge Yayınlarının baskın gerekçesi bu kez “DHKP-C” bağlantısı! Yayınevinin Cağaloğlu’da bulunan yerine gelen polisler “bandrolsüz kitap ihbarı var” diyerek, hem yayınevinde hem de depoda arama yaptı. ‘Devletsiz Kürtler’ ve ‘Ölümden Zor Kararlar’ adlı kitaplar için toplatma kararı olduğunu söyleyen polisler, yayınevinde bulunan ve 1980’lerden, 1990’lardan kalma kitapları, toplatma kararı olmadığı halde alıp götürdü. Yaklaşık 2000 kitaba el koyan polisler yayınevi çalışanı Mehmet Ali Varış’ı gözaltına alıp daha sonra serbest bıraktı. Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından yapılan açıklama özet olarak şöyle: “Birliğimiz üyesi Belge Yayınları’na 6 Mayıs 2017 Cumartesi günü polis baskını düzenlenmiş, yayınevi raflarında bulunan 2200 kitaba el konmuştur. Mahkeme kararı “DHKP-C terör örgütü propagandası içerikli yasaklı kitapların basım ve dağıtımı yapıldığı” gerekçesiyle alınmıştır. Bu kitapların büyük bir kısmının 1977’den bugüne faaliyette olan yayınevinin arşivinde duran, “2001 tarihli Bandrol Uygulamasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”ten yıllar önce yayınlanmış kitaplar olduğu öğrenilmiştir. Bu tarihte yayınlanmış kitaplarda bandrol bulunmasını beklemek mantığa aykırıdır. Son dönemde kitaplar hakkında henüz kitap yayımlanmadan önce “tedbiren” alınan yasaya aykırı yasaklama kararları, Basın Kanunu’ndaki yasal süre aşıldığı halde geçmiş tarihli yayınlara yönelik alınan toplatma kararları, toplatma kararların yayınevlerine tebliğ edilmeden uygulamaya konması gibi gelişmeler yayıncıların yasa çerçevesinde önlem almalarını engellemekte ve mağduriyete yol açmaktadır.”

***Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu MÜTT 24 Nisan Pazartesi günü sahnelediği “Joko’nun Doğum Günü” adlı oyunda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi SKS Daire Başkanlığı tarafından Üniversite tiyatro topluluklarına uygulanan sansüre tepki gösterdi. Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Başkanı Fatih Kaleli oyun sonrası yaptığı açıklamada SKS Daire Başkanlığı’nın oyunlara yönelik sansür uyguladığını iddia ederek “Oyunumuz absürt, sert bir oyun, tam anlamıyla bir taşlama oyunu. Oyunun metnini verdiğimiz ilk günden bu yana aşırı derecede sansüre maruz kaldık. Oyunumuzda insanlar birbirlerini sırtında taşıyor, simgesel olarak işçi sınıfı üst kesimleri sırtında taşıyor ve doğal olarak temas ediyorlar. SKS Daire Başkanlığından, ‘kadınlar ve erkekler birbirlerine temas etti’ diye uyarı alan topluluklar oldu. Oyun dekorları arasında bulunan bir haç sembolü, ‘müslüman bir ülkedeyiz’ diyerek kaldırıldı. Sansürlere uymaya çalışan ekiplere de oyunları izlendikten sonra tekrar bu oyunları oynayamayacakları söylenerek, emeklerin çöpe atmaları emredildi. Tiyatro özgürlüktür. Bizler özgür bir şekilde tiyatro yapmak istiyoruz ama onlar bizden kendilerine biat etmemizi istiyorlar. Tiyatro toplulukları sansür durumuna kendileri karar verebilmeli seyirciyi baz alınarak ne gizlemeleri gerektiğini kendileri değerlendirebilmeli. Bizler sahneye küfür edelim soyunalım diyerek çıkmıyoruz. Tek bir isteğimiz var tiyatro yapmak özgür olmak.”

***Sinop Valiliği, yaptığı yazılı açıklamayla 11-14 Mayıs 2017 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilecek olan Sinop Tanıtım Günleri’ni iptal ettiğini duyurdu. Sanatçı Onur Akın ise, iptal kararının kendisiyle ilgili olduğunu söyledi: “Sinop Valisi, Ankara’da düzenlenecek olan ‘Sinop Tanıtım Günleri’ni benim de konser vereceğimden dolayı iptal etti. Sinop Valisi en mutlu kentin sevincini kursağında bıraktı. Gezi için, CHP için şarkılar yaptığım için bunu yapıyorlar. Bu çağda yapılan bu uygulamayı, bu zihniyeti protesto ediyorum. Sinop Valisi bir halkı cezalandırdı. Sanki ne yapacaktım? Konserimde sevgiyi, aşkı, dostluğu ve kardeşliği anlatan şarkılar söyleyecektim. Bunlardan mı korkuyorsunuz?”

***Siverek’te 2009 yılında dönemin belediye yönetimi tarafından ilçenin Adnan Menderes Bulvarı üzerine yurt dışında oturan, aslen Siverekli olan sanatçı Şivan Perwer’in elinde bağlama bulunan heykeli dikilmişti. Heykel, bir gece kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce tahrip edildi. Bağlaması ve elleri kırılıp yüz kısmına zarar verilen heykel, sabahleyin belediye ekiplerince yerinden sökülerek kaldırıldı, tadilat yapıldıktan sonra tekrar yerine konulacağı söylendi.

***Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada, tüm il müdürlüklerine ödenek kullanımında elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet, temizlik hizmet alımı gibi zorunlu giderler dışında harcama yapmamaları, yılsonuna kadar yeni eser konulmaması, yeni turne yapılmaması talimatını verdi… Kriz varmış! Ada, 8. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nde ‘La Boheme’ ve ‘Aida’ adlı eserlerin programdan çıkarıldığını duyururken, tasarruf amaçlı olarak müdürlükler arasında bale dersi vermek üzere personel görevlendirilmemesi uyarısında da bulundu.

***Van’da kayyum tarafından kapatılan Nûda Kültür Merkezi, kanun hükmünde kararname ile kapatılan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ve Feqiyê Teyran Kültür Merkezinin tiyatrocuları ile bağımsız tiyatrocuların bir araya gelerek kurduğu Nûpelda Tiyatro Grubunun Kürtçe oyunu için salon verilmedi. Van Devlet Tiyatrosu salonunda 2 kez “Mala Dînan” (Deliler Evi) adlı Kürtçe oyunu sahneleyen grup, 20 Mayıs günü yine aynı salonda 3’üncü kez sahneye çıkmaya hazırlanırken, önce “Oyun hakkında soruşturma var” ve ardından da “Salon için dilekçe geç verildi” gerekçesiyle salon verilmedi. Oyunun yönetmeni ve Oyuncusu Ergül Kutlan, Devlet Tiyatrosu yönetiminin iddia ettiği gibi oyun hakkında herhangi bir soruşturma olmadığını dile getirerek, valilikten gerekli izinleri aldıklarını söyledi. Tüm izinlerin alındığını ve biletlerin satılıp, afişlerin dağıtıldığını belirten Kutlan, “300’ün üzerinde bilet sattık ve gerekli tüm hazırlıkları yaptık. Ardından tiyatro oyunu ile ilgili bir ‘Soruşturma var’ dediler. Fakat emniyetle ve valilikle görüştük böyle bir şey yok dediler. Bu sefer ‘Kültür Bakanlığı sorun çıkartmış’ dediler, onları da aradık onlar da ‘Herhangi bir sorun yok’ dediler ve tamamen salonun verilip verilmeyeceği Van Devlet Tiyatrosu yönetiminin inisiyatifindedir dediler” bilgisini paylaştı. Kutlan, kararın Kürtçeye yönelik tahammülsüzlüğün bir örneği olduğuna dikkat çekti. 19 Mayıs’ta Amed Tiyatro Festivali’nde sahne alacaklarını belirten Kutlan, yasaklamalarla yılmayacaklarını, salonlar olmazsa da sokaklarda oyunlarını izleyicileri ile bir araya getirmeye devam edeceklerini söyledi.

***Suriçi mevkiindeki Ziya Gökalp Mahallesi’nde Duçem Kültür ve Sanat Merkezi olarak kullanılan eski bir Diyarbakır evinin avlusunda sergilenmek istenen Lorca’nın “Bernarda Alba’nın Evi” oyunu tamamlanamadı. Oyunun ritminin yükseldiği son 20 dakikasında ardı ardına iki patlama sesi ile oyun durdu. Gerçi Diyarbakır’da yaşayan seyircilerin büyük bir kısmı bu tür olaylara şerbetli, ancak gene de ne olduğu belli olmayan bu sese karşı panikleyenler olunca Yönetmen Nazmi Karaman sahneye gelip izleyiciden özür diledi ve oyunu durdurduklarını söyledi. Karaman yaşanan olaydan duyduğu üzüntüyü belirterek “sanat her zaman karanlığı aydınlatacaktır” dedi. İzleyiciler ise yarım kalmışlığın verdiği tatsız ruh haliyle her ne kadar yerinden kalkmak istemese de yaşanan tedirginliğe de duyarsız kalmadılar. Tamamlanamayan, selamlama ile bitirilemeyen oyunun oyuncuları, belki olağan bir selamlamada görebileceğinizden daha uzun, alkışlar aldı.

***MHP başkanı Devlet Bahçeli’nin de desteğiyle çekimlerine şubat ayında başlanan ve 1980 darbesi sonrası ülkücülerin yaşadıklarını konu alan Kurtlar ve Çakallar filminin çekimlerinde, yaklaşık 100 set işçisine ücretleri ödenmedi, işçiler işi bıraktı, filmin çekimleri durdu. Han Film tarafından çekilen, yapımcılığını ve yönetmenliğini Bilgehan Karaca’nın üstlendiği filmin Ankara’da -15 derece soğukta yapılan çekimlerinde set çalışanları, günde ortalama 14-15 saat zor koşullar altında çalıştı, ancak emeğinin karşılığını alamadı. İlk bir ayın sonunda parasını alamayan ilk ekibin iş durdurarak durumu protesto etmesi üzerine, yapım şirketi ikinci bir ekip getirtti. Çalışanların sayısı böylece yaklaşık 100’ü bulurken, ikinci ekip de parasını alamadı ve işi durdurdu. Şirketin verdiği senetler de ödenmeyince tüm çalışanlar işi bıraktı. Film çekimlerinin ancak yüzde 70’inin tamamlanabildiği, kalan bölümü çekebilmek için şirketin üçüncü bir ekip aradığı öğrenildi.
DİSK Sine-Sen üyesi ışık şefi Mehmet Ülker, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Benim 50 bin liralık alacağım için 25’er binlik iki senet yaptılar. Banka senetlerin ödenmemesi üzerine protesto çekti, ancak sonuç alınamadı. Şimdi arkadaşlarımla birlikte icra davası açacağız”.
Çalışanların her birinin en az 10-15 bin lira alacağının olduğunu kaydeden Ülker, “Bir keresinde 50 kişilik bir toplantıda hakkımızı istedik. Bilgehan Karaca bize ‘Ben ülkücü reisiyim, kimsenin parası bende kalmaz’ dedi. Ben de ‘Önce insan olun, hakkımızı verin’ dedim. 100 insanın hakkını hâlâ vermediler” diye konuştu. Türkiye’de sinema ve televizyon sektöründe çalışma koşullarının çok kötü, emek sömürüsünün ise çok yoğun olduğunu vurgulayan Ülker, “Katmerli bir sömürü bu. Akşamları izlediğiniz diziler için günde en az 15 saat çalışıyor insanlar. Öğle-akşam yemeklerini bile ayakta yiyorlar. Yapımcılar parasını alıyor, ama çalışanlar haftalıklarını hiçbir zaman vaktinde alamıyor” dedi.
Ülker, şu anısını da paylaştı: “Bu filmin çekimlerinde çok soğuk havada çalıştığımız için kuaför arkadaşımız iki kere ateşlendi. 40 derece ateşi vardı, titriyordu. Hastaneye götürmek için para istedik, ‘para yok’ dediler. Arkadaşı kendi paramla hastaneye götürdüm. Birçok insanın cebinde yol parası bile yoktu.”

***Sinema Televizyon Sendikasına bağlı üyelerden oluşan Yardımcı Yönetmen ve 2. Yönetmenler Topluluğu, FOX TV’de yayınlanan ve yapımcılığını Limon Yapım’ın üstlendiği ‘Savaşçı’ dizisini boykot etme kararı aldıklarını duyurdu. Topluluk, kararın gerekçesini haksız işten çıkarmalar, uzun çalışma saatleri, ödeme problemleri, uzlaşıdan yoksun tavırlar ve ‘sendikayı tanımıyoruz’ anlayışı olarak açıkladı. Yapılan açıklama şöyle: “Yardımcı Yönetmenler ve 2. Yönetmenler olarak 2014 yılından beri bir arada hareket eden ve Sinema Televizyon Sendikası’na bağlı üyelerden oluşan bir topluluk olan bizler; yaşamış olduğumuz hukuksuz ve insani olmayan çalışma şartları ile baskılara karşı ortak hareket ederek haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Niyetimiz projelere zarar vermek değil, aksine hep beraber daha insani koşullarda, daha iyi projeler üretilmesine katkı sağlamaktır. Bundan sonra birbirimize daha da kenetlenerek dayanışma içerisinde bu ve benzer projelerin takipçisi olacağız”.

***Alman yayıncı, Devlet Opera ve Bale Genel Müdürlüğü’ne “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” eserlerini izinsiz kullandığı gerekçesiyle açtığı tazminat davasını kazandı. Mahkeme, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne iki eser için 46 bin 400 Euro tazminat cezası verdi. Birçok klasik sanat eserinin telif hakkını elinde bulunduran Alman Musikverlag Hans Sikorsski şirketi, bir süre önce İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme ise genel müdürlüğün 43 bin 500 Euro telif tazminatı ve 2 bin 900 Euro nota kirası bedelinin 2005 ve 2007 yıllarından itibaren faiziyle şirkete ödemesine karar verdi.

***Bir grup ülkücü, Makarios ile dönemin ‘İngiliz Valisi’ sandıkları heykeli kırdılar. Beylikdüzü Belediyesi tarafından yaptırılan ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Yaşam Vadisi içinde açılan Rauf Denktaş Anıtı’nda yer alan görselde bulunan Makarios heykeline kırmızı boya attan ülkücüler, Makarios’un yanında duran kişiye ait heykeli de İngiliz Valisi sanarak, yaşananları görmezden geldiği için siyah boya attılar. Oysa anıt 16 Ağustos 1960’da iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun onaylandığı Londra Anlaşması’nın imza törenini yansıtıyordu. Ancak ülkücülerin düzenlediği protestoda kırılan heykel Kıbrıs Valisi Sir Foot’a değil Kıbrıslı Türklerin lideri Dr. Fazıl Küçük’e aitti.

***Bir kararname ile gerekçesiz olarak atıldığı işlerine dönmek için sokakta direnip oturma eylemi ve açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklanmasının ardından günlük 500 bin kişinin kullandığı sokakları kapatan valilik, şimdi de güneş battıktan sonra ateş yakılmasını ve türkü söylenmesini yasakladı. Açıklama şöyle: “Ankara ili genelinde cadde ve sokaklarda güneş battıktan sonra gece geç saatlere kadar ateş yakıldığı ve yüksek sesle çevreyi rahatsız edici şekilde şarkı, türkü, marş vb sloganlar atılarak eylem yapıldığı görülmektedir. Bu durum vatandaşlarımızı tedirgin etmekte, kamu düzeni ve güvenliğini bozmakta, terör örgütlerinin eylem yapan topluluklara yönelik bombalı saldırı yapma riskini artırmakta ve güvenlik güçlerinin bu olaylara müdahalesini zorlaştırmaktadır. Bu sebeple; ilimiz genelindeki cadde ve sokaklarda güneşin batımından sonra ateş yakmak suretiyle eylem yapılması, yüksek sesle çevreyi rahatsız edici şekilde şarkı, türkü, marş vb sloganlar atmak suretiyle toplantı, basın açıklaması vb her ne suretle olursa olsun eylem yapılması, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/ C maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11/ m maddesi hükümleri kapsamında yasaklanmıştır.”

***Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 35 kişinin vahşice yakılarak katledilmesine ilişkin davanın görülmesine 26 Mayıs Cuma günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Davaya, Madımak’ta katledilen aydınların yakınları ile avukatları katıldı. Önceki duruşmada mahkemenin iki sanık hakkında yeniden iade talebinde bulunulması isteğinin Adalet Bakanlığı’na bağlı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nce reddedildiği ve Bakanlığa bağlı bu birimin idari birim yetkisini aşarak “zaman aşımını değerlendirin, bu kişiler hakkında davayı düşürün” şeklinde skandal bir uyarıda bulunduğu ortaya çıktı.
Dava avukatlarından Kazım Genç, “gelen yazı bir idari birimden gelmiştir. Mahkemelerin objektifliğine gölge düşürecek yazı yazılması hatta talimat verir gibi ‘zaman aşımını değerlendirin’ söyleminde bulunması, bizim baştan beri bu davadaki sanıkların devletin bir yerlerinde korunduğu savımızı doğrulamıştır. Mahkemenin yazdığı bir yazı vardır. İdari birim de bunu yerine getirmek zorundadır. Bunu yerine getirmeyenler hakkında gereğinin yapılması için Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” dedi. Avukatların bu talebinin, mahkeme sırasında hakim tarafından değerlendirmeye dahi alınmaksızın kesin bir tutumla reddedilmesi dikkat çekti.
Sivas’ta katledilen şair Metin Altıok’un kızı ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok, mahkeme çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada Adalet Bakanlığı’na bağlı bir kurumun, sanık iki kişi hakkında, mahkemeye talimat verir gibi “zaman aşımı kararı verin” uyarısında bulunmasını sert bir dille eleştirdi ve “Sivas katillerini savunduğu için onlara makam dağıtan bir anlayışın, bahsi geçen iki katili de korumasına şaşırmıyoruz. Sivas Katliamından bu yana geçen 24 yılda 4 cumhurbaşkanı, 9 başbakan değişti. Sivas davası nasıl zaman aşımına uğratıldıysa aynı şekilde Sivas Katliamı ile ilgili Meclis çatısı altında sorulan sorular ve verilen önergeler de zaman aşımına uğratıldı.” dedi.

***İstanbul Okmeydanı’nda sanatsal çalışmalar yapan İdil Kültür Merkezi 30 Mayıs 2017 günü sabah saatlerinde polisler tarafından basıldı. Kültür merkezinin içine giren polisler her yanı tahrip ettiler. Müzik entrümanlarından bilgisayarlara, dergilerden şarkı sözlerine kadar her şeyi parçalayan polisler, merkezin kapılarını ve camlarını da kırdılar. Kültür merkezinde çalışmalar yapan ve içlerinde Grup Yorum üyelerinin olduğu 11 kişinin gözaltına alındığı saldırı Sanat Meclisi ve Grup Yorum tarafından kınandı. Yayınlanan bildirilerde “Tüm saldırılarınız boşuna, bizi susturamazsınız diye yıllardır söylüyoruz. Bu saldırınız da koca halk denizine çarpacak. Çünkü Grup Yorum Halktır. Grup Yorum yoksulların sesi, umudu ve öfkesidir. Ne yaparsanız yapın yoksulların gazabından, adaletsizliğinizin bedellerini ödemekten kurtulamayacaksınız. Yaptığınız hiçbir şey yanınıza kar kalmayacak. Şunu bilin ki bu halkın da sanatçısının da sabrının bir sınırı var. Ülkenin sanatçıları olarak haykırıyoruz. Çekin elinizi emekçinin yakasından, kültür merkezlerimizden!” sözleriyle tepki gösterildi.

Sanat alanı bir kış ve bahar sezonunu ardında bırakırken geride kalanlara baktığımızda görüyoruz ki tahribat büyük. Ülkede iktidarın emek ve sanat düşmanlığı her geçen gün büyüyor. Ankara’da iki akademisyenin başlattığı direniş ve bedenlerini açlığa yatırmaları ülke çapında destek gördü. Sanat insanları da direnişe canla başla destek verdiler. Ankara’da büyüyen direnişi boğmak için hakkını arayan insanları iktidar cezaevine tıkmak zorunda kaldı. Şimdi direnişi iki şair sürdürüyor. Görünen o ki, baskı ve saldırılar insanlarımızı yıldırmıyor aksine direnişi adım adım büyütüyor. Bakalım Haziran 2017 saldırı ve direnişin güncesine neleri ekleyecek. Gün ola harman ola!


Evrensel

insanhaber


 


 

Share
336 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.