logo

Mezopotamya’da tarihin ilk muhasebecileri: Uruklular 9.000 yıl önce yazıyı hesap yapmak için buldu

İnsanlığın yazıyı ve sembolleri neden keşfettiği uzun zamandır gizemini koruyordu. Arkeolog Denise Schmandt-Besserat’a göre bir Mezopotamya uygarlığı olan Uruklar, modern ekonominin de en büyük sorunlarından biri olan ‘birbirlerini iyi tanımayan, belki de hiç karşılaşamayacak insanlar arasındaki uzun vadeli planlar’ı kontrol altında tutabilmek için önce semboller, daha sonrasında da ‘çivi yazısı’nı buldu.

Mısırlılar kehanetlere göre eskiden okuryazarlığın kutsal olduğuna, bilginin tanrısı babun yüzlü Thoth tarafından verildiğine inanıyordu.

Akademisyenler bir süredir bu teoriyi benimsemese de antik uygarlıkların okuryazarlığı neden geliştirdiklerini uzun zamandır gizemini koruyordu.

Yazı dini veya sanatsal gayelerle mi, uzak uygarlıklarla iletişim kurmak için mi geliştirildi?

Uruk’ta bulunan 5000 yıllık kil tabletler gizemi derinleştirdi

Bu gizem, 1929’da Julius Jordan isimli Almanyalı bir arkeologun, şimdiki Irak sınırları içerisinde kalan Fırat nehri kıyısındaki Mezopotamya yerleşimi Uruk’ta 5.000 yıllık kil tabletler bulmasıyla daha da derinleşti.

Bu tabletler daha önce Çin, Mısır ve Mezoamerika’da bulunanlardan çok daha eskiydi ve ‘çivi yazısı’ ile yazılmıştı.

Uruk, bugünün şartlarında sadece birkaç bin kişilik çok küçük bir şehir olmasına rağmen zamanın en büyük şehirlerindendi.

Tarihin en eski destanlarından olan Gılgamış Destanı’nda Uruk hakkında “O Uruk’u yarattı, koyunların ağılı olan şehir. Şu duvara bir bakın, üstündeki bronz süsüne! Emsali olmayan şu kale burçlarına bir bakın!” ifadeleri geçiyor.

Gizemli kil tabletlerin ve sembollerin bulunduğu Mezopotamya şehri Uruk

Bu büyük şehirde, hiçbir modern bilim insanının deşifre edemediği yazılar yazıldı. Peki, ne diyorlardı?

Uruk’ta arkeologların bulduğu kalıntılar, konik, küresel ve silindirik küçük –para benzeri- kil sembollerdi.

Julius Jordan bir makalesinde, bu sembollerin günlük hayatta kullandıkları ya da karşılaştıkları şeyler olduklarını söyledi: Kavanozlar, ekmek somunları, hayvanlar…

Fakat bunlar ne içindi? Hiçbir araştırmacı anlamlandıramadı.

Kil sembollerin amacı: Hesap yapmak

Ta ki Fransalı arkeolog Denise Schmandt-Besserat’a kadar.

1970’lerde Besserat Türkiye’den Pakistan’a kadar uzanan bölgede, bazıları 9.000 yaşını aşmış benzeri parçalar buldu ve kaydetti.

Besserat, simgelerin çok basit bir amacı olduğunu söyledi: hesap yapmak.

Ekmek somunu gibi olanlar ekmek somunlarını, kavanoz gibi olanlar kavanozları saymak için kullanılıyor olabilirdi.

Besserat bunun basit bir muhasebe olduğunu açıkladı: “Böyle bir hesap için sayı saymayı bilmenize gerek yok, önünüze iki miktarı da koyuyorsunuz ve eşit olup olmadıklarını görebiliyorsunuz”.

Ki Besserat’ın bahsettiği bu teknik, Uruk’tan da eskiydi.

Nil Nehri’nin kenarında, bugünkü Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde bulunan 20.000 yıllık Ishango Kemiği’nin -bir babunun uyluk kemiği olduğu anlaşılmıştır- üzerindeki çizgiler bu eşleştirme yönteminin daha önce de kullanıldığını gösteriyor.

Ishingo kemiği/ Bir babunun uyluk kemiğinde çentik hesabıyla yapılmış muhasebe örneği

Fakat Uruklular işi biraz daha ileri götürüyor, birçok farklı niceliği ölçebiliyor ve ekleyip çıkartabiliyorlardı.

“Büyük şehiri idame ettirebilmek için ‘muhasebe’ gerekti”

Hatırlayın, Uruk zamanın şartlarında çok büyük bir şehirdi. Rahipleri vardı, zanaatkarlar vardı. Gıda çevredeki kırsal kesimden alınıyordu.

Kentsel ekonomi ticaret, planlama ve hatta vergilendirme gerektirdi.

Düşünün tarihin ilk muhasebecileri, tapınağın deposunun kapısında oturuyor ve küçük ekmek sembolleri kullanarak gelen ve giden malları sayıyor.

Besserat, bir başka devrim niteliğinde gelişmeye de işaret ediyor: Tabletlerin üzerindeki yazılarla semboller birbirleriyle örtüşüyordu.

Diğer herkes bu benzerliği kaçırmıştı çünkü tabletlerdeki yazılar daha çok resimlere benziyordu.

Fakat Besserat bağlantıyı fark etti.

Çivi yazısı

Tabletler; koyun, tahıl ve kavanozların giriş çıkışlarını kontrol etmek için kullanılan sembolleri kayda almak için kullanılıyordu.

Bu tür tabletlerin, ilk önce daha sert bir kili daha yumuşak kile bastırarak, direkt sembollerin baskısı şeklinde elde edildi.

Daha sonra muhasebeciler, işaretleri bir stylus (çivi yazısı kalemi) ile yazmanın daha kolay olacağını düşündüler.

Çivi yazısı, eşyaları temsil eden sembollerin şekillendirilmesiyle oluşmuş bir resim yazısıydı.

Dolayısıyla Besserat, iki problemi aynı anda çözmüş oldu.

Tarihteki ilk hesaplar, ilk anlaşmalar

Kil tabletler, şiir için ya da uzak diyarlara haber göndermek için değil, dünya tarihinde bilinen ilk hesapları tutmak için kullanılıyordu.

Dolayısıyla bu hesaplar ne kadar alındığı ve ne kadar ödendiğini kayıt altına alarak dünyadaki ilk anlaşmaların yapılmasına hizmet etti.

Sembollerin ve çivi yazısının kombinasyonu mükemmel bir doğrulama sağlıyordu: Bullalar icat edildi.

Bullalar

Bullanın dışında, anlaşmanın şartları yazılıyor, bullanın içindeki semboller ise anlaşmanın konusunu temsil ediyordu. Bullanın içi ve dışı birbirini doğruluyordu.

Bu anlaşmalardaki tarafların – tapınakta dini tezler olsun, vergi ya da özel borçlar olsun – kimin olduğunu bilmiyoruz fakat bu kayıtlar, karmaşık bir şehir hayatının kayda alındığını gösteren makbuzlardı.

Bullalar sigorta fonlarının, banka hesaplarının ataları

Bu büyük bir olay.

Birçok finansal işlem açık ve yazılı anlaşmalara dayanır. Sigorta, banka hesapları, hükümet fonları… Hepsi yazılı anlaşmalar.

Mezopotamya’daki bullalar, bu yazılı anlaşmaların tarihinin bilinen en eski arkeolojik kanıtları.

Sayı sistemini ve sembolleri geliştirdiler

Uruk’un muhasebecileri bizi bir yenilikle daha tanıştırıyor.

Başlangıçta, beş koyunu sayma sistemi basitçe beş koyun sembolüyle yapılıyordu. Fakat bu sistem çok külfetliydi.

Zamanla daha gelişmiş bir sistem elde edildi, farklı sayılar için farklı semboller kullanılmaya başlandı.

Beş için beş çizgi, on için bir çember, yirmi üç için iki çember ve üç çizgi…

Rakamlar her zaman bir şeyin niceliğini anlatıyordu.

10 yoktu. 10 koyun vardı.

Fakat bu sayı sistemi yine de yüzleri, binleri anlatabiliyordu.

Yazının bulunmasının amacı: Ekonomiyi yürütmek

Uruklular, her modern ekonominin temelinde yatan büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı; Birbirlerini iyi tanımayan, belki de hiç karşılaşamayacak insanlar arasındaki uzun vadeli planlar ve yükümlülükler dizini ile nasıl başa çıkılacağı bulunamadı.

Bu problemi çözmek, sadece ilk hesaplara ve anlaşmalara değil daha büyük yeniliklere de kucak açmak demekti: İlk matematik ve hatta ilk yazıyı da geliştirdiler.

Yazı, tanrıların hediyesi değildi.

Çok basit bir sebep için insanlar tarafından geliştirilmiş bir araçtı: Ekonomiyi yürütmek.

 

 

 


BBC’de yayınlanan Tim Harford’un makalesinden çevrilmiştir.

Çeviri: EZGİ GÜL


 

Share
234 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.